BANA HASTALIĞINI SÖYLE, SANA KARAKTERİNİ SÖYLEYEYİM

Biltek Logo Halka
Biltek Logo Halka
EKİM082018

BANA HASTALIĞINI SÖYLE, SANA KARAKTERİNİ SÖYLEYEYİM

BANA HASTALIĞINI SÖYLE, SANA KARAKTERİNİ SÖYLEYEYİM

Artık net olarak anlaşılmıştır ki doğuştan gelen hastalıklar haricinde kalan hastalıkların ilk çıkış nedenleri psikolojik. Yani önce psikolojimiz, ruh halimiz hastalık zeminini hazırlıyor ve sonra beden buna göre "sözde" mücadele adına pozisyon alıyor ve patolojik hastalık o zaman başlıyor.

Hastalık başlayınca semptomlar yaşam kalitesine o derece darbe vuruyor ki ilk çıkış noktasındaki psikoloji es geçiliyor. Halbuki esas hikaye orada. Hastalık patolojik olarak başlayınca, kişi hem hastalığıyla hem de ona sebep olan sorunuyla hayatını törpülemeye başlıyor.

Gözlemlediğim bazı önemli hastalıklar ile hasta kişilerin yaşama dair tutum ve davranışları arasında paralellik olduğunu fark ettim. Bazı örnekler :

*** BÖBREK  HASTALIKLARI : Böbrek rahatsızlığı olanların yaşamında kendi anlayışına/beklentisine göre tahammül edemeyeceği bir olayın sürecinde olma ihtimali yüksektir. Örneğin, oğlunun evlenmeyi düşündüğü gelin adayına kesinlikle tahammül edemiyorsa ve bu kalan ömür istenmeyen gelinle nasıl geçecek diye düşünüyorsa böbrek hastalığına da davetiye gönderiliyor demektir. (TAHAMMÜLSÜZLÜK)

*** KANSER  HASTALIKLARI : Yaşam mücadelesinde değiştiremeyeceği bazı sorunların varlığı karşısında kendisini aciz hissedenlerin kansere yakalanma ihtimali yüksek. Örneğin, kötü olarak nitelendirdiği bir babası, annesi, kardeşi olanlar ve bu durum onları rahatsız ediyor ama değiştiremeyecekleri kadar büyük bir sorun olarak görüyorlarsa gelecek kanser hastalığı için misafir odasını hazırlamaları lazım. (ACİZ KALMAK)

*** KALP  HASTALIKLARI : Hırsları normalin üstüne çıkan, sinirli, agresif, çok çalışan, yüksek beklentileri olan, bir an önce belli şeyleri başarmak isteyen ama sürenin beklentilerin üstünde uzaması karşısında gerginleşen kişilerde daha sık görülüyor. Örneğin, borç ile iş kurup hem işlerin iyi gitmediği, hem de alacaklıların sıkıştırması durumu tipik bir örnek. (YETİŞEMEMEK)

*** MİDE  RAHATSIZLIKLARI : Hazımsızlık, midede yanma, ekşime, dışkılama v.b. sorunları olanların önemli bir kısmı işyerinde, ailesinde, okulunda hak etmedikleri bir muameleye maruz kaldıklarını hissettiklerinde mide sorunları tetiklenmektedir. Bu durumdaki kişi, işyerinden, ailesinden genel olarak memnundur ama arada bir durum veya bir kişi vardır ki ona hak etmediği şekilde kötü muamele yapmaktadır. (KABULLENMEMEK)

*** ŞEKER  HASTALIĞI : Adı gibi tatlı bir hastalık değil. Titiz, kontrolcü, her şeye maydanoz olanlarda, sorumluluklarının ağırlığını çok hisseden, hayattan beklentileri yüksek kişilerde sıklıkla görülen bir rahatsızlık. Genellikle firma sahiplerinde, aile reislerinde görülür, yani yönetim fonksiyonlarıyla paralelliği vardır. (KONTROLCÜLÜK)

*** KAS  TUTULMASI,  BEL   AĞRILARI : İşyerinde, evde, okulda sürekli gerginlik yaşayan; acaba yine ne sorun çıkacak beklentisi halinde olan, anksiyete hali normalden uzun süren kişilerde kaslar tutulmakta, bel ağrıları baş göstermektedir. (GERGİNLİK)

*** NEFES  DARLIĞI : Yalnız kalma, çaresiz kalma, terkedilme korkusu yaşayanlarda sıklıkla görülen bir rahatsızlık. (TERKEDİLMEK)

*** DEPRESYON : Yaşamını bir türlü düzene sokamadığını ve bu nedenle yapacağı hamleleri yapamadığından endişe eden kişilerde ve işten ayrılma, eşinden ayrılma, okulundan ayrılma, ülkesinden ayrılma önemli bir ayrılık hali yaşamakta olan kişilerde daha sıklıkla görülür. (AYRILIK)

*** ALZHEIMER : Gençlik dönemlerinde yaptığı bazı kötü işleri olan veya yapması gerekip te yapmadığı bazı işler olan kişilerde daha çok görülüyor. Bir nevi beynin o olayları unutmak için geliştirdiği bir mekanizma gibi. (UNUTMA)

*** PANİK ATAK : Sanal bir rahatsızlık. Aslında kalp hastası olmadığı halde kalp krizi geçirdiğini zannetme hali. Endişe korkuyu tetikler ve kişinin durduk yerde kalp atışları öyle bir hızlanır ki kalp krizi geçirdiğini zanneder. Hastanelerin acil servislerine taşınırlar, elleri ayakları ölüm korkusuyla titrer, yaşam kalitesi ve iş motivasyonu düşer. Genelde ofis çalışanlarında ve orta yaşlarda ortaya çıkar. İşyerinde işini kaybetme, kariyer beklentisi sorunları, yöneticisiyle anlaşamama, maaşını alamama ve dolayısıyla borçlarını ödeyememe gibi olayların kötü senaryolarını kafasında kuran kişiler bilmeden bilinçaltına panik atağın tohumlarını gönderirler. Ve bir gün aniden, örneğin akşam yenilen yemeği biraz fazla kaçıran oluşan gaz sıkışmasının kalbe etki etmesiyle kalp krizi geçirdiğini zanneden kişi panik atak hastalığına yakalanır. (KUVVETLİ ENDİŞE)

*** PSİKOLOJİK  DENGESİZLİKLER : Genelde kıskançlıkla ilgilidir. Kişi kendisine ait olması gerektiğini düşündüğü bir şeyi sevmediği birisinin sahip olmasına, hatta bazen sevdiği bile olsa bir başka kişinin elde etmesine, sahip olmasından rahatsızlık duyuyorsa psikolojik ama tam da nasıl bir sorun olduğu belirlenemeyen rahatsızlıkları başlamaktadır. Bu rahatsızlığın diğerlerinden farkı, diğer hastalıkların patolojik belirtileri varken psikolojik rahatsızlıklar genelde davranış bozukluğu, olgunca karar alamama, aldığı kararları uygulayamama, bir gün izlediği tutumun ertesi tam tersi olabildiği hallerde kişinin kendisinin ve çevresinin yaşam konforunu bozması halidir. Semptomlar fiziksel rahatsızlık gibi olmadığı için hem kişinin kendisini, hem de çevresini yanıltan bir rahatsızlıktır. Bu yüzden pek çok klinik vaka düzeyindeki hastalar normal ruh halindelermiş  gibi günlük hayatta diğerlerine psikolojik işkence yapmaya devam etmektedirler. (KISKANÇLIK)

Siz siz olun eğer bir fiziksel rahatsızlığınız varsa mutlaka bir sağlık kurumuna gidin, doktora muayene olunuz; ruhsal sıkıntılarınız varsa bir psikoloğa danışınız veya hiç olmazsa tecrübesine güvendiğiniz bir büyüğünüze içinizi dökünüz. Doktorun, psikoloğun tavsiye edeceği şekilde tedavi olunuz. Bunları yaparken de şunu düşünün : bu rahatsızlığa beni sürükleyen "hatam nedir", nerede yapıldı bu hata gibi sorularla kendi kendinizin psikoloğu olun.

Bu "gerçek nedeni" bulup halledebilirseniz pek çok sorunu halletmiş olur, ayrıca tedavi süreciniz daha kısada olumlu sonuç verir, maliyeti düşük olur ve muhtemelen de bir daha o hastalık tekrarlamaz, yaşam konforunuz belirgin ölçüde artar.

Tüm hastalıkların hiç istisnasız ortak ruh hali : NEGATİF DÜŞÜNMEKTİR. Çok güldürenler değil, çok gülenler doğal ve yan etkisiz antibiyotik koruma kalkanına sahiptirler. Aslında hastalığımızın bize anlatmak istediği serzenişe empati yapabilirsek HASTALIK ŞİFAYA GİDEN BİR YOL olmaktadır.

Sağlıklı ve huzurlu günler dilerim.